Her siyasi parti, kendi yalanını yutarken ölür!




Referandum bitti bize de değerlendirmesi kaldı. Ama neyini değerlendireceksin ki; şöyle bir bakınca sonucunu tayin ederken bile şaibenin, bin bir türlü yalanın söylendiği bir seçimin tek sonucu vardır. Artık bu ülkeye tefrika hâkim olmuştur. Ayrışmaya başladığımızı tekfirciliğin ayyuka çıktığı bir referandum sürecinden sonra yapılan seçimden de bu sonuç çıkar. Umudumuz bir an önce bu olgunun yıkılması ve milli birlik ve beraberlik ruhuna geri dönülmesidir. 16 Nisan akşamı siyasi liderlerin bu yönde söylemleri olmasına rağmen referandum sürecinde kullanılan dil halk nezdinde hala etkisini göstermeye devam etmektedir. Bu durum böyle devam etmemelidir. Millet sağduyulu hareket etmek zorundadır. Bu kaybedenler için yolun sonu değildir. Kazananlar için ise 'Hayır' diyenlere her türlü baskıyı, kısıtlamayı, kamu kurumlarından ve sosyal haklardan mahrum etmeyi öneren sosyal medya paylaşımlarından vazgeçmelidir.

*****

Gelelim referandum sonucunu analiz etmeye.

Referandum sonucu birbirine yakın çıktı. Tam bir Terazi dengesi vardı ki YSK doğu illerinde oy kullanma süresinin sona erdiği saat 16.00’dan sonra sandık başkanlarını gönderdiği mesajla Mühürsüz oyların geçerli olduğunu açıklayıverdi.

*****

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 16 Nisan referandum sonuçlarını şaibeli hale getiren “mühürsüz oylar geçerlidir” kararıyla ilgili birçok çelişki ve soru işareti ortaya çıktı. Çünkü aynı YSK, 2004’ten bu yana istisnasız olarak “arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oyları geçersiz” satmıştı. Hatta Bitlis’in Güroymak ilçesinde 30 Mart 2014’te yapılan belediye başkanlığı seçiminin, zarfta mühür olmadığı gerekçesiyle iptal edilerek yenilenmesine karar verildi. Kurul, başta 2010 anayasa değişikliği olmak üzere, bu zamana kadar yapılan seçimlerle ilgili hazırladığı genelgelerde, mühür şartını hep aradı. Bununla da yetinmeyen YSK; 16 Nisan referandumunun kurallarını içeren 14 Şubat 2017 tarihli genelgede de “mühürsüz oyların geçersiz sayılacağı” uyarısı yaptı. Ama ne hikmetse AKP’nin YSK Temsilcisi Recep Özel istedi ve YSK skandal karar aldı bir SMS ile sandık başkalarına gönderildi. YSK; tercih mührü yerine ‘evet’ mührü kullanılan oyların geçerli olduğuna ilişkin kararını; 15.54’te SMS ile sandık kurullarına gönderdi. Bu mesajda, söz konusu kararın 559 numaralı karar olduğuna vurgu yapıldı. Ancak aynı YSK, tartışmalı mühür kararını saat 17.06’da sandık kurullarına SMS ile gönderirken, mesajda karar numarası yer almadı. Aynı zamanda kararın bir saat geç gönderilmesi de soru işaretine neden oldu. Ayrıca, böyle tartışmalı bir kararın gerekçesinin aynı gün yazılmaması da düşündürdü. YSK; aynı gün gerekçeyi yazmayarak imzasız, mühürsüz ve numarasız bir kararla referandumu etkiledi.

Hal böyle iken referandum değerlendirmemizi başlığımıza uygun olarak yapmamızın daha doğru olduğunu görüyoruz.

*****

AKP cephesi seçimin kaybeden oldu. Tıpkı Anavatan Partisi gibi büyük şehirlerdeki üstünlüğünü kaybedip iktidarını kaybettiği gibi AKP’de 16 Nisan günü kaybetti. Üstelik bu kaybını kazanç gibi görüp balkon konuşması bile yaptı. Balkon konuşması yaparken AKP'li belediyelerin olduğu büyük şehirlerde ‘Hayır’ sonucunu inkar etti. Havai fişekleri patlatırken Doğu ve Güneydoğu'da HÜDAPAR'ın etkisini, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nde MHP ve BBP'nin etkisini inkâr etti. AKP'liler nasıl olsa istediğini aldığını düşünüyordu. Elbette ki 'öküz öldü ortaklık bitti' mantığıyla kendini ‘kazandım’ yalanına inandırmaya çalışacaktı. Kendini inandırmaya çalışacak diyorum çünkü AKP'nin kaybettiğini kendi seçmeni biliyor ve 16 Nisan'da sandıkta çoktan ayrışmıştı. AKP'den ayrışanların 'Merkez Sağ' seçmeni olduğu apaçık ortaya çıkıyordu. Aslında AKP'liler bu ayrışmanın farkındaydı ama bunu Erdoğan partinin başına geçerse toparlanırız düşüncesiyle görmezden geliyorlardı. Merkez sağ seçmeni asla AKP'ye geri gelmeyecekti artık. 16 Nisan gösterdi ki bir dip dalga vardı ve siyaset bu referandumun sonucu ne olursa olsun yeniden şekilleniyordu. Bu dip dalgayı gören yandaş medya daha ilk akşamdan özellikle MHP'li seçmenin verdiği 'evet' oylarını inkâr edip AKP'yi %50 bandında göstermeye çalışmıştı. Yandaş medya bu yalanı söylerken başlı başına MHP tabanındaki dip dalgayı kabul ettiğini fark etmemişti bile.

*****

AKP kanadı kaybettiğini gizlemek için ortağı MHP'yi inkâr ederken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, YSK'ya 'mühürsüz oylar geçerli sayılır' kararına itiraz etmeksizin "evet veren MHP'lileri sayan bir mekanizma varsa MHP'nin evet oyunu açıklayın" diye çağrı yaparak tabandaki MHP seçmeninin ‘Hayır’ oyu kullandığını inkâr ediyordu. Aslında kendince haklıydı; zira Devlet Bahçeli "bizim partimizde 'taban' yoktur 'dava arkadaşlığı' vardır söylemine inanıyordu. İşte 16 Nisan günü MHP'deki dava arkadaşları ile taban ‘evet hayır’ olarak ayrışmıştı. Bunu gördükleri halde AKP ile ‘evet’ oyunun kavgasına daha ilk akşamdan düşmüşlerdi. İşte inkâr ettikleri o taban az önce bahsettiğim o dip dalgada kendine yer bulmuş ve 16 Nisan'dan hangi sonuç çıkarsa çıksın kendi yalanlarını yutarken ölen siyasi iktidarların ve avanelerinin yeni dönemde muktedir olamayacağını haykırıyordu.

*****

Referandum kampanyası boyunca 'Hayır' diyenlere 'yalan söylüyor' diyenler 16 Nisan akşamı çıkan sonuçta kazansalar bile kaybettikleri oyların hesabını yeni yalanlar ile kapatma derdine düşmüşlerdir. Hâl böyleyken bu şekilde devam ederlerse zaten uygulanabilirliği mümkün olmayan yeni anayasaya dair uyum yasaları ile meşgul olurlarken, sürekli ihmal ettikleri seçimden seçime hazırladıkları milli iradenin YSK darbesini maruz kaldığını fark etmesi geç olmayacaktır. Millet yapılacak olan ilk seçimde de bunun hesabını sandıkta soracaktır. Bu böyle biline.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları